Daha fazla bilgi için KVKK bilgilendirmemizi, çerez kullanım ve gizlilik koşullarını inceleyebilirsiniz.
Oturum yönetimi, güvenlik ve temel site işlevleri için gereklidir. Bu çerezler olmadan site düzgün çalışmaz ve devre dışı bırakılamaz.
Ziyaretçilerin siteyi nasıl kullandığını anonim olarak ölçeriz. Hangi sayfaların popüler olduğunu ve kullanıcıların nerede zorluk yaşadığını anlamamıza yardımcı olur.
Size ve ilgi alanlarınıza uygun reklamlar göstermek için kullanılır. Kapatırsanız reklamları görmeye devam edersiniz, ancak daha az alakalı olabilirler.
Rehberimizle tanışma ve tur programımız hakkında yapacağımız kısa bilgilendirmenin ardından konforlu aracımızdaki yerlerimizi alıyor, İstanbul’a uzanacak keyifli yolculuğumuza başlıyoruz.
İlk hareket noktamız İskenderun Ontur Otel Önünden misafirlerimizi alarak Marmara Bölgesi’nin kalbi İstanbul’a doğru hareket ediyoruz.
Gece boyunca vereceğimiz ihtiyaç molaları eşliğinde Akdeniz’in sıcak iklimini geride bırakırken İç Anadolu’nun geniş ovalarını ve Marmara Bölgesi’nin bereketli topraklarını geçiyor, yolculuğumuz boyunca rehberimizin İstanbul’un kuruluşundan günümüze uzanan tarihi, Boğaz’ın eşsiz konumu ve gezeceğimiz noktalar hakkında yapacağı keyifli anlatımlarla turumuza hazırlanıyoruz.
Şehirlerin birleştiği, iki kıtayı birbirine bağlayan bu eşsiz metropole yaklaştıkça bizleri tarih boyunca imparatorluklara başkentlik yapmış görkemli yapılar, ihtişamlı saraylar, camiler, meydanlar ve Boğaz’ın büyüleyici manzaraları karşılamaya başlıyor.
Sabah saatlerinde İstanbul’a ulaşıyor, yol üzerinde alacağımız ekstra sabah kahvaltısının ardından iki kıtayı birleştiren, yüzyıllar boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarına başkentlik yapmış bu eşsiz şehri keşfetmeye başlıyoruz.
İlk durağımız, İstanbul’un en önemli manevi merkezlerinden biri olan Eyüp Sultan Camii oluyor. Hz. Muhammed’in sancaktarı ve sahabesi Ebu Eyyûb el-Ensârî’nin türbesinin de bulunduğu bu kutsal mekânda rehberimizin anlatımlarını dinliyor, ziyaretimizin ardından Haliç’in en güzel seyir noktalarından biri olan Pierre Loti Tepesi’ne hareket ediyoruz.
Teleferik ya da araçla ulaşacağımız Pierre Loti Tepesi’nde, Haliç’in eşsiz manzarasını seyrediyor ve bu büyüleyici atmosferde vereceğimiz kısa molada birbirinden güzel fotoğraf kareleri yakalama fırsatı buluyoruz.
Pierre Loti gezimizin ardından dileyen misafirlerimizle birlikte ekstra olarak düzenlenen İstanbul Boğaz Turu’na katılıyoruz. Avrupa ve Asya kıtaları arasında yapacağımız bu keyifli tekne yolculuğu sırasında Dolmabahçe Sarayı, Çırağan Sarayı, Ortaköy Camii, Boğaziçi Köprüsü, Rumeli Hisarı, Anadolu Hisarı, Kız Kulesi ve Boğaz’ın iki yakasını süsleyen tarihi yalıları denizden görme fırsatı buluyoruz. İstanbul’u denizden seyretmenin ayrıcalığını yaşayacağımız bu eşsiz yolculuk, günün en unutulmaz anlarından biri oluyor.
Boğaz turumuzun ardından rotamızı Osmanlı Devleti’nin son dönemine tanıklık eden ihtişamlı Dolmabahçe Sarayı’na çeviriyoruz. Sarayın etkileyici mimarisini panoramik olarak gördükten sonra Boğaz’ın en hareketli semtlerinden biri olan Ortaköy’e geçiyoruz.
Ortaköy Meydanı’nda vereceğimiz serbest zamanda Büyük Mecidiye Camii (Ortaköy Camii) önünde fotoğraf çekebilir, Boğaz manzarasının tadını çıkarabilir ve dileyen misafirlerimiz meşhur Ortaköy lezzetlerini deneyimleyebilirler.
Ortaköy’deki keyifli zamanın ardından İstanbul’un kalbinin attığı noktalardan biri olan Taksim Meydanı’na hareket ediyoruz. Cumhuriyet Anıtı’nı gördükten sonra, şehrin en canlı caddesi olan İstiklal Caddesi boyunca nostaljik tramvayın eşlik ettiği keyifli yürüyüşümüze başlıyoruz.
Tarihi pasajlar, birbirinden güzel mağazalar, sanat galerileri ve tarihi binalar arasında gerçekleştireceğimiz yürüyüşümüzün sonunda İstanbul’un simgelerinden biri olan Galata Kulesi’ne ulaşıyoruz. Rehberimizin anlatımları eşliğinde kulenin tarihini dinledikten sonra burada vereceğimiz fotoğraf molasıyla günümüzü ölümsüzleştiriyoruz.
İstanbul’un tarihi ve modern yüzünü bir arada keşfettiğimiz dolu dolu geçen günün ardından otelimize doğru hareket ediyoruz.
Akşam yemeğimizi otelimizde aldıktan sonra dinlenmek üzere odalarımıza yerleşiyoruz.
Sabah otelimizde alacağımız açık büfe kahvaltının ardından İstanbul’un kalbi olarak kabul edilen Tarihi Yarımada’yı keşfetmek üzere hareket ediyoruz. Bugün, yüzyıllar boyunca imparatorlukların yönetildiği sarayları, dünyanın en görkemli ibadet yapılarından birini ve İstanbul’un binlerce yıllık tarihine tanıklık eden eşsiz eserleri birlikte gezeceğiz.
İlk durağımız, yaklaşık dört yüz yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin yönetim merkezi olan Topkapı Sarayı oluyor. Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen saray, Osmanlı padişahlarının yaşadığı ve devletin yönetildiği en önemli yapılardan biri olmuştur. Rehberimizin anlatımları eşliğinde sarayın avlularını, ihtişamlı mimarisini ve Osmanlı tarihindeki yerini yakından tanırken, Boğaz’a hâkim eşsiz manzarasının da keyfini çıkarıyoruz.
Topkapı Sarayı gezimizin ardından kısa bir yürüyüşle, İstanbul’un ve dünyanın en önemli mimari eserlerinden biri olan Ayasofya-i Kebir Camii’ne ulaşıyoruz. Yaklaşık bin beş yüz yıllık geçmişiyle Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan bu görkemli yapı, ihtişamlı kubbesi ve benzersiz mimarisiyle ziyaretçilerini hayran bırakmaktadır. Rehberimizin anlatımları eşliğinde Ayasofya’nın tarihine tanıklık ettikten sonra gezimize devam ediyoruz.
Ayasofya ziyaretimizin ardından yerin metrelerce altında gizemli atmosferiyle dikkat çeken Yerebatan Sarnıcı’na hareket ediyoruz. Bizans döneminde inşa edilen ve yüzlerce sütunun taşıdığı bu etkileyici yapı içerisinde yürürken Medusa başlıklı sütunları görüyor, rehberimizin anlatımlarıyla sarnıcın geçmişine doğru kısa bir yolculuk yapıyoruz.
Yerebatan Sarnıcı’ndan ayrıldıktan sonra rotamızı, zarif mimarisiyle İstanbul’un simgelerinden biri olan Sultanahmet Camii’ne çeviriyoruz. Altı minaresi ve mavi İznik çinileriyle dünya çapında ün kazanan bu görkemli yapıyı ziyaret ettikten sonra hemen yanı başındaki Hipodrom Meydanı’na geçiyoruz.
Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşıyan Hipodrom Meydanı’nda Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Örme Sütun hakkında rehberimizin anlatımlarını dinliyor, İstanbul’un geçmişten günümüze uzanan zengin tarihini yakından keşfetme fırsatı buluyoruz.
Tarihi Yarımada’da vereceğimiz serbest zamanda dileyen misafirlerimiz çevrede alışveriş yapabilir, İstanbul’un meşhur lezzetlerini tadabilir veya bu eşsiz atmosferde keyifli vakit geçirebilirler.
İstanbul’un tarihi mirasını keşfettiğimiz unutulmaz günün ardından otelimize doğru hareket ediyoruz.
Akşam yemeğimizi otelimizde aldıktan sonra dinlenmek üzere odalarımıza yerleşiyoruz.
Sabah otelimizde alacağımız açık büfe kahvaltının ardından İstanbul’un vazgeçilmez simgelerinden biri olan Adalar gezimiz için iskeleye hareket ediyoruz. Vapurdaki yerlerimizi aldıktan sonra Marmara Denizi’nin serin esintisi eşliğinde, İstanbul silüetini denizden izleyerek keyifli bir yolculuğa başlıyoruz.
Yaklaşık bir saat sürecek vapur yolculuğumuz boyunca Boğaz’ın Marmara ile buluştuğu noktaları, tarihi yalıları ve İstanbul’un eşsiz kıyı şeridini geride bırakırken, kısa süre sonra Prens Adaları’nın huzur dolu atmosferi bizleri karşılıyor.
İlk durağımız, yemyeşil doğası, tarihi köşkleri ve sakin yaşamıyla öne çıkan Heybeliada oluyor. Dar sokaklarında gerçekleştireceğimiz yürüyüş sırasında adanın nostaljik atmosferini hissediyor, çam ormanlarıyla çevrili doğal güzelliklerini keşfederken rehberimizin adanın tarihi hakkında yapacağı anlatımları dinliyoruz.
Heybeliada’da geçireceğimiz keyifli zamanın ardından yeniden vapurumuza binerek Adalar’ın en büyüğü ve en çok ziyaret edileni olan Büyükada’ya hareket ediyoruz.
Büyükada’ya ulaştığımızda tarihi köşkleri, begonvillerle süslenmiş sokakları ve kendine özgü mimarisi bizleri karşılıyor. Rehberimiz eşliğinde gerçekleştireceğimiz yürüyüş sırasında adanın geçmişi, kültürel yapısı ve tarihi hakkında bilgiler alırken, birbirinden güzel fotoğraf kareleri yakalama fırsatı buluyoruz.
Yürüyüşümüzün ardından vereceğimiz serbest zamanda dileyen misafirlerimiz sahil boyunca yürüyüş yapabilir, deniz manzarasına karşı keyifli bir kahve molası verebilir, bisiklet kiralayarak adayı keşfedebilir ya da adanın meşhur dondurmasının tadına bakarak bu eşsiz atmosferin keyfini çıkarabilirler.
Büyükada’da geçireceğimiz unutulmaz saatlerin ardından vapurla yeniden İstanbul’a dönüyor ve artık dönüş yolculuğumuz için aracımızdaki yerlerimizi alıyoruz.
İstanbul’un tarihi sokaklarını, görkemli saraylarını, eşsiz Boğaz manzaralarını ve Marmara Denizi’nin incisi Adalar’ı geride bırakırken, yol boyunca biriktirdiğimiz güzel anılar eşliğinde dönüş yolculuğumuza başlıyoruz.
Gece boyunca gerçekleştirdiğimiz dönüş yolculuğumuzun ardından sabah saatlerinde Akdeniz Bölgesi’ne ulaşıyor, yol üzerinde vereceğimiz kısa ihtiyaç molalarının ardından siz değerli misafirlerimizi aldığımız hareket noktalarında uğurluyoruz.
Böylece beş gün boyunca iki kıtayı birbirine bağlayan İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasını, görkemli saraylarını, asırlık camilerini, canlı meydanlarını ve Marmara Denizi’nin incileri olan Adalar’ın huzur dolu atmosferini birlikte keşfettiğimiz İstanbul ve Adalar Turumuzun sonuna gelmiş oluyoruz.
Lüks ve konforlu turizm belgeli araçlarla ulaşım
Otelde 2 gece konaklama
Otelde alınacak 2 açık büfe sabah kahvaltısı
Otelde alınacak 2 akşam yemeği
Profesyonel rehberlik hizmeti
Programda belirtilen tüm çevre gezileri
Araç içi ikramlar
1618 sayılı Kanun kapsamında zorunlu seyahat sigortası
Program kapsamında yer alan milli park giriş ücretleri
İlk gün alınacak sabah kahvaltısı
Program süresince alınacak öğle yemekleri
Ekstra olarak belirtilen tüm organizasyonlar
İstanbul Boğaz Turu ücreti
Adalar vapur ulaşım ücreti
Müze ve ören yeri giriş ücretleri (Belediye ve özel işletmelere ait girişler için geçerlidir.)
MüzeKart (Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müze ve ören yerleri için tavsiye edilmektedir.)
Topkapı Sarayı anlatımı için kullanılan headset (kulaklık) kiralama ücreti
Kişisel harcamalar
İlk yorumu siz yapın