Daha fazla bilgi için KVKK bilgilendirmemizi, çerez kullanım ve gizlilik koşullarını inceleyebilirsiniz.
Oturum yönetimi, güvenlik ve temel site işlevleri için gereklidir. Bu çerezler olmadan site düzgün çalışmaz ve devre dışı bırakılamaz.
Ziyaretçilerin siteyi nasıl kullandığını anonim olarak ölçeriz. Hangi sayfaların popüler olduğunu ve kullanıcıların nerede zorluk yaşadığını anlamamıza yardımcı olur.
Size ve ilgi alanlarınıza uygun reklamlar göstermek için kullanılır. Kapatırsanız reklamları görmeye devam edersiniz, ancak daha az alakalı olabilirler.
Rehberimizle tanışma ve genel seyahat programımız hakkında gerçekleştirilecek bilgilendirme toplantısının ardından konforlu, geniş ve teknolojik donanımlara sahip otobüsümüzdeki yerlerimizi alıyoruz. İlk hareket noktamız olan İskenderun Ontur Otel önünden sizleri karşıladıktan sonra sırasıyla Payas, Dörtyol ve Osmaniye güzergâhı üzerindeki duraklarımızdan katılan misafirlerimizi de kadromuza dahil ediyor ve Marmara Bölgesi’nin kalbi olan metropole doğru heyecan dolu yolculuğumuza adım atıyoruz.
Gece boyunca sürecek konforlu seyahatimiz esnasında, yol üzerinde belirli aralıklarla verilecek nezih ihtiyaç ve mola tesislerimizin ardından Akdeniz’in sıcak ve samimi atmosferinden yavaşça ayrılıyoruz. İç Anadolu’nun uçsuz bucaksız geniş ovalarını ve Marmara Bölgesi’nin bereketli topraklarını geride bırakırken, yolculuğumuza rehberimizin büyüleyici anlatımları eşlik ediyor. Rehberimiz; İstanbul’un Bizantin’den Konstantinopolis’e, ardından Osmanlı İmparatorluğu’nun göz bebeği İstanbul’a uzanan binlerce yıllık köklü tarihini, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan eşsiz jeopolitik konumunu ve tur boyunca gezip göreceğimiz sarayları, surları ve tarihi caddeleri kapsayan sunumuyla bizleri adeta zamansız bir kültür yolculuğuna hazırlıyor.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, iki kıtanın birleştiği, asırlar boyunca dünya siyasetine ve kültürüne yön vermiş üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış olan o görkemli metropolün sınırlarına yaklaşıyoruz. Şehre giriş yaparken bizleri selamlayan surlar, silueti süsleyen asırlık camilerin ihtişamlı minareleri, boğazın maviyle yeşili buluşturan büyüleyici manzarası ve kentin kendine özgü dinamik atmosferi eşliğinde, unutulmaz anılar biriktireceğimiz İstanbul ve Adalar keşfimize ilk adımı atıyoruz.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte; asırlar boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı gibi dünya tarihine yön veren devasa imparatorluklara başkentlik yapmış, Asya ile Avrupa’nın kucaklaştığı masalsı metropol İstanbul’a adım atıyoruz. Yol üzerinde nezih bir tesiste alacağımız ekstra sabah kahvaltısının ardından kentin köklü tarihini, manevi atmosferini ve büyüleyici siluetini keşfedeceğimiz dolu dolu programımıza start veriyoruz.
Günün ilk durağında, İslam dünyasının ve İstanbul’un en önemli manevi merkezlerinden biri kabul edilen Eyüp Sultan Camii ve Türbesi’ni ziyaret ediyoruz. Hz. Muhammed’i Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde evinde ağırlayan sahabe Ebu Eyyûb el-Ensârî’nin kabrinin de yer aldığı bu kutsal mekânda rehberimizin manevi ve tarihi anlatımlarını dinledikten sonra, Haliç’in (Altın Boynuz) muazzam manzarasını ayaklarımızın altına seren tarihi Pierre Loti Tepesi’ne geçiyoruz. Teleferik veya otobüsümüzle ulaşacağımız bu seyir noktasında, ünlü Fransız yazar Pierre Loti’nin de ilham aldığı Haliç panoraması eşliğinde çaylarımızı yudumlarken birbirinden güzel fotoğraf kareleri yakalama fırsatı buluyoruz.
Haliç’teki keyifli anlarımızın ardından, dileyen misafirlerimizle birlikte turun en heyecan verici etkinliklerinden biri olan İstanbul Boğaz Turu (Ekstra) organizasyonumuza katılmak üzere limana geçiyoruz. İki kıta arasında gerçekleştireceğimiz bu büyüleyici tekne seyahatinde; Osmanlı ihtişamını yansıtan Dolmabahçe ve Çırağan Sarayları, Boğaz’ın gerdanlığı Ortaköy Camii, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet’in mirası Rumeli ve Anadolu Hisarları, efsanelere konu olan masalsı Kız Kulesi ile Boğaz’ın iki yakasını süsleyen milyon dolarlık asırlık yalıları denizden izleme ayrıcalığını yaşıyoruz.
Boğaz seyahatimizin ardından karaya ayak basıyor ve şehrin ikonik semtlerini keşfetmeyi sürdürüyoruz:
İstanbul’un tarihi, manevi ve modern yüzünü bir arada keşfettiğimiz, her anı kültür ve görsel şölenle dolu geçen günün ardından konaklama ve akşam yemeği servisi için otelimize hareket ediyoruz.
Akşam yemeği ve konaklama: Otelimizde.
Otelimizde alacağımız zengin açık büfe kahvaltının ardından, medeniyetlerin buluşma noktası, üç büyük imparatorluğun göz bebeği ve İstanbul’un kalbi sayılan Tarihi Yarımada’yı adım adım keşfetmek üzere hareket ediyoruz. Bugün; asırlar boyunca dünya siyasetine yön veren yönetim merkezlerini, mimarlık tarihinin gidişatını değiştiren muazzam ibadethaneleri ve kentin binlerce yıllık zengin mirasını rehberimizin derin ve detaylı anlatımları eşliğinde yerinde inceleme fırsatı bulacağız.
Günün ilk durağında, İstanbul’un fethi sonrasında Fatih Sultan Mehmet tarafından 1478 yılında inşa ettirilen ve yaklaşık dört asır boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun hem yönetim merkezi hem de hanedanın resmi ikametgâhı olan Topkapı Sarayı’na ulaşıyoruz. Rehberimiz eşliğinde Saray-ı Hümayun’un ihtişamlı avlularını, adalet kulesini, divan-ı hümayun salonlarını, saray mutfaklarını ve devlet idaresinin şekillendiği mimari bölümleri keşfederken; sarayın dördüncü avlu teraslarından Marmara Denizi, Boğaziçi ve Haliç’in kesiştiği o muazzam panoramik manzarayı seyredip bol bol fotoğraf çekiyoruz.
Topkapı Sarayı gezimizin ardından kısa ve keyifli bir yürüyüşle, dünya mimarlık tarihinin en görkemli ve en önemli abidelerinden biri kabul edilen Ayasofya-i Kebir Camii’ne geçiyoruz. Doğu Roma İmparatoru I. Jüstinyen tarafından 6. yüzyılda inşa ettirilen, yaklaşık 1500 yıllık köklü geçmişiyle Bizans mimarisinin zirve noktası sayılan ve Fatih’in fethiyle Osmanlı cami mimarisinin ilham kaynağına dönüşen bu eşsiz eserde; mühendislik harikası devasa kubbeyi, tarihi çini ile mozaikleri ve yapının felsefi-tarihi derinliğini rehberimizin anlatımları eşliğinde hayranlıkla inceliyoruz.
Tarihi yolculuğumuza yerin metrelerce altında, adeta zamanın durduğu mistik atmosferiyle ziyaretçilerini büyüleyen Yerebatan Sarnıcı (Basilica Cistern) ile devam ediyoruz. Bizans İmparatorluğu döneminde sarayın ve kentin su ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilen, suyun içinden yükselen 336 adet mermer sütunun oluşturduğu bu etkivalo yapı içerisinde yürürken; sarnıcın en gizemli köşesinde yer alan ve Roma dönemi heykel sanatının en önemli örneklerinden sayılan efsanevi Medusa Başlı Sütun Kaidelerini görüyor, rehberimizin anlatımlarıyla yapının yapım süreçlerine doğru büyüleyici bir yolculuğa çıkıyoruz.
Sarnıç gezimizin ardından rotamızı, zarif silueti ve 6 minaresiyle İstanbul’un dünya çapındaki en bilinen simgelerinden biri olan Sultanahmet Camii (Mavi Cami)’ne çeviriyoruz. Mimar Sinan’ın yetiştirdiği yetenekli talebesi Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından 17. yüzyılda inşa edilen, iç mekânını süsleyen 20 bini aşkın göz alıcı Mavi İznik çinisiyle "Blue Mosque" olarak dünyada ün kazanan bu klasik Osmanlı mimarisi başyapıtını ziyaret ettikten sonra, hemen yanı başındaki antik Hipodrom (Sultanahmet Meydanı)’a geçiyoruz.
Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde kentin spor, araba yarışları, politika ve sosyal yaşam merkezi olan tarihi meydanda; Mısır’daki Karnak Tapınağı’ndan getirilen binlerce yıllık Mısır Dikilitaşı (Theodosius Dikilitaşı), Yunanistan’daki Apollon Tapınağı’ndan getirilen Yılanlı Sütun (Burmalı Sütun) ve Örme Dikilitaş (Konstantin Dikilitaşı) rehberimizin detaylı tarihi sunumu eşliğinde inceleniyor ve fotoğraflanıyor.
Tarihi Yarımada’daki bu büyüleyici keşiflerimizin ve tarih şöleninin ardından, Sultanahmet Meydanı ve otantik çevresinde serbest zaman verilecektir. Serbest zaman esnasında meşhur Tarihi Sultanahmet Köftecisi'nde damak çatlatan bir lezzet molası verebilir, tarihi sokaklarda yürüyüş yapabilir, hediyelik eşya alışverişlerinizi gerçekleştirebilir veya Osmanlı mimarisine sahip çay bahçelerinde yorgunluk kahvenizi yudumlayabilirsiniz.
İstanbul’un paha biçilemez tarihi ve kültürel mirasını adım adım yaşadığımız, her köşesinde ayrı bir çağın izine rastladığımız bu dolu dolu günün ardından konaklama ve akşam yemeği servisi için otelimize doğru hareket ediyoruz.
Akşam yemeği ve konaklama: Otelimizde.
Otelimizde alacağımız zengin açık büfe kahvaltının ardından, medeniyetlerin buluşma noktası, üç büyük imparatorluğun göz bebeği ve İstanbul’un kalbi sayılan Tarihi Yarımada’yı adım adım keşfetmek üzere hareket ediyoruz. Bugün; asırlar boyunca dünya siyasetine yön veren yönetim merkezlerini, mimarlık tarihinin gidişatını değiştiren muazzam ibadethaneleri ve kentin binlerce yıllık zengin mirasını rehberimizin derin ve detaylı anlatımları eşliğinde yerinde inceleme fırsatı bulacağız.
Günün ilk durağında, İstanbul’un fethi sonrasında Fatih Sultan Mehmet tarafından 1478 yılında inşa ettirilen ve yaklaşık dört asır boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun hem yönetim merkezi hem de hanedanın resmi ikametgâhı olan Topkapı Sarayı’na ulaşıyoruz. Rehberimiz eşliğinde Saray-ı Hümayun’un ihtişamlı avlularını, adalet kulesini, divan-ı hümayun salonlarını, saray mutfaklarını ve devlet idaresinin şekillendiği mimari bölümleri keşfederken; sarayın dördüncü avlu teraslarından Marmara Denizi, Boğaziçi ve Haliç’in kesiştiği o muazzam panoramik manzarayı seyredip bol bol fotoğraf çekiyoruz.
Topkapı Sarayı gezimizin ardından kısa ve keyifli bir yürüyüşle, dünya mimarlık tarihinin en görkemli ve en önemli abidelerinden biri kabul edilen Ayasofya-i Kebir Camii’ne geçiyoruz. Doğu Roma İmparatoru I. Jüstinyen tarafından 6. yüzyılda inşa ettirilen, yaklaşık 1500 yıllık köklü geçmişiyle Bizans mimarisinin zirve noktası sayılan ve Fatih’in fethiyle Osmanlı cami mimarisinin ilham kaynağına dönüşen bu eşsiz eserde; mühendislik harikası devasa kubbeyi, tarihi çini ile mozaikleri ve yapının felsefi-tarihi derinliğini rehberimizin anlatımları eşliğinde hayranlıkla inceliyoruz.
Tarihi yolculuğumuza yerin metrelerce altında, adeta zamanın durduğu mistik atmosferiyle ziyaretçilerini büyüleyen Yerebatan Sarnıcı (Basilica Cistern) ile devam ediyoruz. Bizans İmparatorluğu döneminde sarayın ve kentin su ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilen, suyun içinden yükselen 336 adet mermer sütunun oluşturduğu bu etkivalo yapı içerisinde yürürken; sarnıcın en gizemli köşesinde yer alan ve Roma dönemi heykel sanatının en önemli örneklerinden sayılan efsanevi Medusa Başlı Sütun Kaidelerini görüyor, rehberimizin anlatımlarıyla yapının yapım süreçlerine doğru büyüleyici bir yolculuğa çıkıyoruz.
Sarnıç gezimizin ardından rotamızı, zarif silueti ve 6 minaresiyle İstanbul’un dünya çapındaki en bilinen simgelerinden biri olan Sultanahmet Camii (Mavi Cami)’ne çeviriyoruz. Mimar Sinan’ın yetiştirdiği yetenekli talebesi Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından 17. yüzyılda inşa edilen, iç mekânını süsleyen 20 bini aşkın göz alıcı Mavi İznik çinisiyle "Blue Mosque" olarak dünyada ün kazanan bu klasik Osmanlı mimarisi başyapıtını ziyaret ettikten sonra, hemen yanı başındaki antik Hipodrom (Sultanahmet Meydanı)’a geçiyoruz.
Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde kentin spor, araba yarışları, politika ve sosyal yaşam merkezi olan tarihi meydanda; Mısır’daki Karnak Tapınağı’ndan getirilen binlerce yıllık Mısır Dikilitaşı (Theodosius Dikilitaşı), Yunanistan’daki Apollon Tapınağı’ndan getirilen Yılanlı Sütun (Burmalı Sütun) ve Örme Dikilitaş (Konstantin Dikilitaşı) rehberimizin detaylı tarihi sunumu eşliğinde inceleniyor ve fotoğraflanıyor.
Tarihi Yarımada’daki bu büyüleyici keşiflerimizin ve tarih şöleninin ardından, Sultanahmet Meydanı ve otantik çevresinde serbest zaman verilecektir. Serbest zaman esnasında meşhur Tarihi Sultanahmet Köftecisi'nde damak çatlatan bir lezzet molası verebilir, tarihi sokaklarda yürüyüş yapabilir, hediyelik eşya alışverişlerinizi gerçekleştirebilir veya Osmanlı mimarisine sahip çay bahçelerinde yorgunluk kahvenizi yudumlayabilirsiniz.
İstanbul’un paha biçilemez tarihi ve kültürel mirasını adım adım yaşadığımız, her köşesinde ayrı bir çağın izine rastladığımız bu dolu dolu günün ardından konaklama ve akşam yemeği servisi için otelimize doğru hareket ediyoruz.
Akşam yemeği ve konaklama: Otelimizde.
Gece boyunca gerçekleştirdiğimiz konforlu dönüş yolculuğumuzun ardından sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Akdeniz Bölgesi’ne ulaşıyor, yol üzerinde verilecek gerekli ihtiyaç molalarımızın sonrasında siz değerli misafirlerimizi turumuzun başında ilk aldığımız kalkış noktalarında uğurluyoruz.
Böylece beş gün boyunca iki kıtayı birbirine bağlayan dünya kenti İstanbul’un paha biçilemez tarihi ve kültürel mirasını, imparatorluklara ev sahipliği yapmış görkemli saraylarını, silueti süsleyen asırlık camilerini, hayatın kesintisiz aktığı canlı meydanlarını ve Marmara Denizi’nin incileri sayılan Adalar’ın huzur dolu otantik atmosferini birlikte keşfettiğimiz dolu dolu geçen İstanbul ve Adalar Turumuzun sonuna gelmiş oluyoruz.
Tarihin, kültürün ve eşsiz Boğaz manzaralarının gölgesinde unutulmaz anılar biriktirdiğimiz bu özel seyahatte bizleri tercih ettiğiniz için teşekkür eder; bir sonraki Tatilegel organizasyonunda yeni rotaları ve güzellikleri birlikte keşfetmek üzere yeniden buluşmayı dileriz.
Lüks ve konforlu turizm belgeli araçlarla ulaşım
Otelde 2 gece konaklama
Otelde alınacak 2 açık büfe sabah kahvaltısı
Otelde alınacak 2 akşam yemeği
Profesyonel rehberlik hizmeti
Programda belirtilen tüm çevre gezileri
Araç içi ikramlar
1618 sayılı Kanun kapsamında zorunlu seyahat sigortası
Program kapsamında yer alan milli park giriş ücretleri
İlk gün alınacak sabah kahvaltısı
Program süresince alınacak öğle yemekleri
Ekstra olarak belirtilen tüm organizasyonlar
İstanbul Boğaz Turu ücreti
Adalar vapur ulaşım ücreti
Müze ve ören yeri giriş ücretleri (Belediye ve özel işletmelere ait girişler için geçerlidir.)
MüzeKart (Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müze ve ören yerleri için tavsiye edilmektedir.)
Topkapı Sarayı anlatımı için kullanılan headset (kulaklık) kiralama ücreti
Kişisel harcamalar
İlk yorumu siz yapın